"Mehmet Akif Ersoy" konulu konferans yurdumuzda gerçekleştirildi.

 

 12 Mart İstiklal Marşının Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy Haftası nedeniyle, Kaleli Kız Öğrenci Yurdumuz tarafından; Celal Bayar Ünv. Em.Öğr.Gör.Mehmet Tatlısu’nun katılımıyla bir konferans düzenlendi.Öğrencilerimizin yoğun katılımı ile gerçekleştirilen konferans büyük bir ilgiyle takip edildi.

İstiklal Marşının okunmasıyla birlikte açış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Yurt Müdürümüz İsmail Tuncel, Akif’in hayatından kısaca bilgiler vererek konuşmasını şöyle sürdürdü: “1873 yılında İstanbul’da doğdu.Babası Tahir Efendi, Annesi ise Emine Şerife Hanımdır.Akif baba tarafından Arnavut, anne tarafından Özbek asıllıdır.1920 yılında Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisine girdi.17 Şubat 1921 günü İstiklal Marşını yazdı, 12 Martta da bu marş kabul edildi.27 Aralık 1936 yılında vefat etti.Kabri Edirne Kapı mezarlığındadır.Mehmet Akif şiirlerinde; cehalet, ahlaksızlık, taklitçilik, taassup, fakirlik, inançsızlık, öksüzlük gibi konular işlemiştir.Mehmet Akif iyi bir gözlemcidir.Mesela şiirlerinde İstanbul’un yoksul semtlerinin yaşantısını ve yoksulluklarını anlatır.Dizelerinde bu durumu şöyle anlatmaktadır.

Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim / İnan ki her ne demişsem görüşte söylemişim

Konferansını vermek üzere kürsüye gelen Edebiyatçı Mehmet Tatlısu konuşmasına şöyle başladı: “Akif, ahlaklı, faziletli, dürüst insan idealine inanan bir şairdi.Bu ahlak ve medeniyet örgüsünden hiç sapmadı.Bu nedenle ahlak ve faziletin gereklerinin yerine getirilmesi hususunda da başta kendisi örnek bir hayat tarzında yaşadı.Sözüne güvenilir, yazdığına itibar edilir, konuştuğunda doğruyu konuşur bir şahsiyet olarak tanınan Akif, dürüstlüğü ve ahlaklı yaşamayı temel prensip edinmişti.Haksızlığa tahammül ettiği ve hele yaltaklanarak menfaat peşinde koştuğu görülmemişti.Veteriner işleri Müdür Yardımcısı görevini üstlendiği yıllarda Veteriner İşleri Müdürü’nün bir haksız kararı ile azledilmesi üzerine görevinden istifa etmişti.Kendisine bu hareketinin sebebi sorulduğunda başkasına yapılan haksızlığa tahammül etmesinin mümkün olamayacağını söylüyordu.”Arkadaşıma yapılan haksızlık bana yapılmış demektir.” diye 20 yıllık memuriyet hayatına tereddütsüzce veda etmişti.

 

Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam / Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam

Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale / Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale

Yumuşak başlı ise, kim demiş uysal koyunum / Kesilir belki fakat, çekmeye gelmez boynum

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim / Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim

Adam “aldırma da geç git” diyemem;Aldırırım / Çiğnerim çiğnenirim Hakk’ı tutar kaldırırım

 

Yakın arkadaşı Mithat Kemal Kuntay, bir gün kirada oturduğu Akif’in evine bir Cuma günü gider.Beş çocuğundan başka dört çocuk daha olduğunu görür.Bunlar kim? diye sorar.Akif; Çocuklarım der. Mithat Kemal olayı şöyle anlatır.Akif baytar mektebinde iken bir arkadaşı ile anlaşmışlar.”Kim önce ölürse, çocuklarına sağ kalan baksın!” demişler.Arkadaşı vefat etmiş Mehmet Akif’te, verdiği söze bağlı kalarak anlaşma hükmünü yerine getirmiştir.Halbuki o zamanlar Akif’in cebinde beş parası yoktu.

Tatlısu konuşmasını şöyle sürdürdü.Milli Mücadele yıllarında bağımsızlığına kavuşan Türkiye Cumhuriyeti devleti için bir istiklal marşı yazılması gerekiyordu.Bu nedenle bir yarışma tertiplendi.Güfte ve bestesi için ayrı ayrı her birini kazanan kişiye beş yüz lira ödül verilecekti.Çok sayıda şair yazdığı güfteleri, Maarif Vekaletine gönderdi.Kısa sürede 724 şiir gönderilmişti.Ancak gönderilen şiirlerin hiçbiri milli mücadele ruhunu ifade edecek güçte olmadığından yarışma istenen sonucu vermemişti.Zamanın maarif bakanı Hamdullah Suphi Bey sonuçtan memnun değildi.O’na göre bu şiiri tek bir şair yazabilirdi.O da Mehmet Akif Ersoy’du.Hamdullah Suphi, Akif’e bir mektup yazar.Bu mektubu bir çok açıdan önemlidir, ancak yazıda geçen “memleketi bu müessir telkin ve tehyiç vasıtasından mahrum bırakmamanızı” cümlesi marşın yazılma gerekçesidir.Hamdullah Suphi, Akif’in marşı yazma konusunda Akif’in yakın dostlarından Balıkesir Mebusu Hasan Basri Çantay’a, ikna etmesi hususunda ricada bulundu.Fakat Mehmet Akif 500 liralık mükafat konusunda gerçekten çok hassastı.En büyük korkusu para için yazdığının düşünülmesiydi.Halbuki İstiklal Marşının yazıldığı günlerde milletçe maddi bakımdan sıkıntı çekiliyordu.Hamdullah Suphi, ödül meselesinin kolayca halledilebileceğini söyledi.Akif ikna edildi ve şiiri yazmaya başladı.Marş nihayet son şeklini aldı ve 7 Şubat 1921 tarihinde imzasız olarak Maarif Vekaletine teslim edildi.İstiklal Marşının mısraları T.B.M.M’de Maarif Vekilinin gür ve tesirli sesiyle okundu, salon alkıştan çınlıyordu.Ve Mehmet Akif’in şiiri istiklal marşı olarak kabul edildi.Kabul tarihi 12 Mart 1921 tarihli oturumda gerçekleşti.

Mehmet Tatlısu konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Her adımı Allah rızası için yapmaya gayret eden, yüksek gönüllü bir aydın olduğu için hayat şartlarının zorlukları O’nu hiç yıldırmamıştır.Hayatının hiçbir döneminde ikbal peşinde koşmamış, ayağına kadar getirilen, tepsi içinde sunulan imkanları reddetmiştir.O, İstiklal Marşı için verilen 500 lirayı da milletine iade etmiş, kendi halinde bir insan, mütevazi bir münevver olarak hayatını noktalamıştır.

Büyük bir dikkatle ve heyecanla dinlenen konferans sonrasında, Yurt Müdürümüz İsmail Tuncel; Edebiyatçı Öğr.Gör.Mehmet Tatlısu’ya katkılarından dolayı teşekkürlerini ileterek çiçek takdim etti.