"Medeniyet ve Kadın Tasavvuru" konulu konferans ve "Türk Sanat Müziği Konseri" Yurdumuzda Gerçekleştirildi.

13 Mart 2015 Cuma günü, Hitit Ünv.Öğretim Üyesi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof.Dr.Mehmet Evkuran’ın konuşmacı olarak katıldığı “Medeniyet ve Kadın Tasavvuru” konulu konferans ile Halil Özçelebi yönetiminde gerçekleştirilen Türk Sanat Musikisi Konseri, Kaleli Yükseköğrenim Kız Öğrenci Yurdu konferans salonumuzda öğrencilerin katılımlarıyla gerçekleştirildi.

İstiklal Marşının okunmasıyla birlikte konferansın açış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Yurt Müdürümüz İsmail Tuncel konuşmasında şunları belirtti: “İslam, kadına anne olması hasebiyle hiçbir medeniyette benzeri görülmeyen bir yücelik, değer vermiştir. Cennete girmenin yolu da bu kutsal varlığı razı etmekten geçmektedir.İslam hukukunda bir insan olarak, erkeğe tanınan temel insan hakları, kadına da tanınmıştır. Hayat hakkı, mülkiyet hakkı, kanun önünde eşitlik, canı, malı, ırzı, namusu erkek gibi değerli kabul edilmiştir.Kur’an-ı Kerim farklı fizyolojik ve psikolojik yapıya sahip olan kadın ve erkekten biri, diğerinden daha üstün veya ikisi birbirine eşit tutma yerine, birbirlerinin tamamlayıcısı olarak kabul etmiştir.Nitekim Allah’ü Teala Kur’an-ı Kerimde “onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz” buyurmak suretiyle tabiri caizse; kadın ve erkek bir elmanın iki yarısı gibi kabul edilmiştir.Biri olmadan diğeri olmaz.Hz.Adem bütün insanların babası olduğu gibi, Hz.Havva da insanların annesidir.Bugün islam toplumlarında kadınlara karşı şiddet, zor kullanma, hak yeme, ikinci plana bırakma gibi düşünce ve davranışlar varsa bu islamın değil, Müslümanların yanlışı ve eksiğidir.” dedi.

 

Konferansını vermek üzere kürsüye gelen Hitit Ünv. Öğretim Üyesi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof.Dr.Mehmet Evkuran “Her medeniyet bir dünya görüşüne dayanır. Dünya görüşü, en genel anlamda dünyaya bakma ve dünyayı görme, onu algılama tarzımızı ifade eder. Bireyler bu sayede hayata, geçmişe ve geleceğe nasıl bakacaklarına dair bir bakış edinirler. Değerler de dünya görüşünün bir parçasıdır. Neyin, niçin, ne kadar değerli olduğu bilgi ve uygulama olarak bireylere dünya görüşü üzerinden aktarılır. Değerlerin ve izlenimlerin aktarılmasında sorun yaşandığında toplumsal ve kültürel problemler ortaya çıkar. Bunun en çarpıcı göstergelerinden birisi, kuşaklar arası çatışmadır. Bu süreçte kültürel ve tarihsel bellek devreye girer, girmesi gerekir.

Medeniyetleri tanımanın yollarından biri, temel insanlık konularına nasıl baktıklarını kavramaktır. Aile ve kadın bu çerçevede öne çıkan iki kavramdır. Ancak akıp giden hayat ırmağı pek çok kavramı, algıyı ve değeri yeniden düşünmek zorunda bırakır bizleri. O nedenle medeniyetin de kendisini güncellemesi, canlılığını koruması ve kendi çocuklarına dünyada daha güçlü yaşama imkânı sunması gerekir. Aksi halde, hayatın gerisinde kalmanın getirdiği o derin tükeniş ve çöküş havası her tarafa sirayet eder. Din, siyaset, ekonomi, eğitim, kültür gerçekliğin üretildiği, doğru ve estetik olanın paylaşıldığı zeminler olmaktan çıkar, çatışma kendini ret ve dogmatizmin yuvası haline gelir.

Aileye bakış ta bu çerçevede ele alınmalıdır. Modern öncesi dönemlerde ailenin önemi konuşulmazdı çünkü buna gerek yoktu. Ailenin ve geniş akraba ilişkilerinin canlı biçimde yürürlükte olması buna gerek bırakmıyordu. Ancak aile konusu modern zamanlarda ve özellikle küreselleşme sürecinde sıklıkla gündeme gelen temel toplumsal konulardan biri oldu. Neden?

Ailenin yaşadığı kriz aslında değerler alanında yaşanan daha derin krizin yansımasıdır. Değerlerin korunmasında ve aktarılmasında en önemli ve temel kurum olan ailenin krizi, aslında bir medeniyet problemine işaret etmektedir. O halde aile üzerine düşünüyor ve onu güçlendirmek istiyorsak, yeniden değerler konusuna dönüş yapmamız gerekir.

Aileye vurgu yapıp kadın bireyselliğini onun içinde eritmek, toplumumuzda rastlanan genel yaklaşımdır. Pek çok insana doğru görünen bu yaklaşımın yeterince tartışılmadığını düşünüyorum. Günümüz güçlü bireysellikler çağıdır. İnsanlar bir sosyal yapının ya da oluşumun içinde eriyip gitmek yerine kendi bireysel yetenekleri ve güçleriyle saygınlık elde etmek istiyorlar. Aslında bu beklenen bir gelişmeydi. Buna bağlı olarak kadının anne, eş vs. olmadan önce/birlikte bir insan bir birey olarak düşünülmesi ve güçlendirilmesi gerekir. Bunları birbiriyle karşıtlık içinde ele alan çatışmacı okumaların zarar verdiğini biliyorum. Ancak şu gerçeği de fark etmemiz gerekir: Kadını bağımlı bir varlık olarak resmeden geleneksel anlayışlar günümüz kadınına anlamlı bir şey söylememektedir. Kadının mutsuzluğu, onu öncelikle bir birey ve insan olarak görmeyen baskıcı anlayıştan kaynaklanıyor. Hayatın tüm sorunlarını alıp onun sırtına yüklemeye çalışmak yanlış. Yahudi-Hıristiyan kültüründe Cennetten kovulma’nın sorumlusu kadın olarak gösterilir. Sanki bu anlayış olup bitenleri kadına yükleme eğiliminin yaygınlaşmasını açıklamaktadır.

Kültürümüzde kadını yeniden keşfetmemiz gerekir. Bir insan olarak, hayatımızın bir parçası olarak ve kendisi olarak… Kendisiyle barışık, birey olarak güçlü ve hayata olumlu bakan bir kadın algısı toplumsal ve kültürel hayatımızın ve tarihsel sağlığımızın en önemli destekçilerinden biri olacaktır.

Aslında bu konuyu en güzel ve doğru biçimde çözecek imkânlara sahibiz. İslam dininin temel ilkeleri ve Türk toplumunun kültürel değerleri kadın ve aile konusunda daha güçlü adımlar atmamız için gereken zemini sunmaktadır.” diyerek konferansını sonlandırdı. 

Konferans  sonrasında  ilimizin tanınmış saz ve söz üstadı Halil Özçelebi ve T.S.M Koro Üyeleri , seslendirdikleri birbirinden güzel eserlerle öğrencilere moral verirken, doyumsuz bir konser icra ettiler.Öğrenciler eğitim-öğretim yılının bahar dönemine neşeli bir şekilde merhaba dediler.

Programa katkılarından dolayı Yurt Müdürümüz İsmail Tuncel; Prof.Dr.Mehmet Evkuran ve Türk Sanat Musikisi Koro Başkanı Halil Özçelebi’ye teşekkürlerini ileterek plaket takdim etti.